Previous Page  32 / 36 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 32 / 36 Next Page
Page Background

Gündemde Öne Çıkanlar

32

kıntı ve sorunlarını maalesef 2016 yıllına da

aktarıyoruz. Umudumuz ve temennimiz, yaşa-

nan bu olumsuzlukların, 2016 yılında çözüme

kavuşması yönündedir. Başta Suriye’de yaşa-

nanlar olmak üzere, savaşın, terör saldırıları-

nın son bulması, akan kanın durması, barış

filizlerinin yeniden tüm yeryüzünde yeşermesi

hepimizin ortak temennisi olmalıdır” dedi.

Geçtiğimiz günlerde büyük bir basın kurulu-

şunun “Yılın kişisi ve yılın duygusu” hakkında

yaptırdığı bir araştırma hakkında bilgi veren

Anıl, “Yılın kişisi olarak karşımıza çok şaşırtıcı

bir sonuç çıkmıyor. 2015 yılına damga vuran

gelişmelerden de tahmin edeceğiniz üzere yı-

lın kazananı, yılın siyasetçisi, yılın kişisi, Cum-

hurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan

olmuştur. Ancak asıl ilginç sonuçlara gelecek

olursak, araştırmaya katılanlara ‘2015’in sizde

yarattığı duygu nedir’ diye sorulmuş ve katılım-

cıların yüzde 16.2’si hüzün, yüzde 10.3’ü üzün-

tü, yüzde 7.1’i acı, yüzde 5.8’i endişe, yüzde

4.6’sı stres, yüzde 4.2’si ise korku şeklinde

yanıtlar verdiği görülmüş. Hepimizin yaşadı-

ğı duygular bunlar aslında. Toplumsal barışın,

huzurun ve refahın sağlanmasında, kalkınma-

nın önemi yadsınamaz. Bugün kalkınmasını

tamamlamış olduğu kabul edilen gelişmiş ül-

kelere baktığımızda bunu daha iyi anlayabi-

liriz diye düşünüyorum. Bu ülkede 1960’ların

sonlarına doğru yapılacak bir genel seçim ön-

cesinde ‘Halk Plan Değil, Pilav İstiyor’ sloga-

nı kullanılmıştır. Maalesef üzülerek görüyoruz

ki, bugün çokta farklı bir durumda değiliz. Ha-

yallerimiz büyük, söylemlerimiz iddialı, ancak

yapılanlar ile ortaya çıkan sonuçların bunlarla

hiçbir ilgisi yok” ifadelerini kullandı.

KALKINMA SADECE SERMAYE BİRİKİMİ

ARTTIRMAK DEĞİLDİR

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için kalkın-

manın, bir bakıma sermaye birikimini artırmak

anlamına geldiğini belirten Anıl, “Kalkınmayı

yalnızca sermaye birikimine bağlamak aşırı bir

basitleştirme olacaktır. Çünkü sermaye biriki-

minin yanında teknolojik gelişme, girişimcilik

ruhuna sahip yeterli sayıda vasıflı girişimcinin

varlığı, beşeri sermayenin niteliği, doğal kay-

naklar ile sosyal, siyasi, dini, kültürel, coğrafi

gibi unsurların da kalkınma üzerinde etkili ol-

duğu yadsınamaz bir gerçektir. Bilindiği gibi

kalkınma hem nicel, hem de nitel yönü bulu-

nan bir kavramdır. Dolayısıyla kalkınma kav-

ramını nicel veya nitel yönlerinden yalnızca

biriyle açıklamaya çalışmak eksik bir değerlen-

dirme olacaktır. Kalkınma açısından çok büyük

öneme sahip yapısal değişmeyi tek bir raka-

ma indirgemek gerçekçi olmayacaktır. Örneğin

kalkınma sürecinde ülkede her 100 kişiye dü-

şen araba sayısı artarken, arabanın kalitesi de

artmaktadır. Bununla beraber kalkınmayı artan

araba sayısına indirgemek, yani sadece nicel

yönünü dikkate almak yanıltıcı olacaktır” dedi.

Kalkınmanın, ülkelerin ulaşmaya çabaladığı